Köşe Yazıları

Tüm Köşe Yazıları

Bahçedeki Nar Ağacı…

Nar ne güzel meyvedir.
Berekettir, bolluktur içinde barındırdığı altı yüz tohumuyla anlatmaya çalıştığı.
Birkaç 1000 yıldır Akdeniz havzasında ekilen kırmızı şifadır.
Ağacı öyle yaratılmıştır ki sıcağa soğuğa dayanır, gıkını çıkartmaz.
İlk İran’da yetiştiği söylenir. Latince karşılığı ‘Fenike Elması’ imiş. Elmas diyorlarmış. Değeri ta o zamanlarda biliniyormuş demek ki.
Şehirlere verilmiş ismi. Side (Antalya) nar demek, İspanya’da Granada tarihi şehri de adını nardan alıyormuş.
Kur’an-ı Kerim’de yad edilen birkaç meyveden biridir. Eski Mısır’da Tanrılara nar hediye edilir, krallar öldüklerinde yanlarında narlarla gömülürlermiş. Efsaneler, şiirler, türküler yazılmış nar üstüne. Yunan mitolojisinde dahi rastlarız nara.
Peki nar gerçekten bu kadar değerli mi?
Yaklaşık beş metre boylarında bir ağaç, kınagiller familyasından. Ağaç baharın sonlarında kırmızı çiçekler açar. O çiçekler kurutulur, çay yapılır. ‘Hibiskus çayı’ derler halk arasında. Bağışıklığı destekler, antioksidandır, karaciğer yağlanmasına iyi gelir. Ağacın gövde ve dal kabukları tıpta kullanılır.
Narın kendisinden neler yapılıyor peki? Narın suyu mesela kabuğunu da ezerek eklerseniz antioksidan miktarı artıyor. Suyundan likör ve şurup hazırlanıyor. Nar ekşisi, nar sirkesi yapılıyor. Narın çekirdekleri saç ve cilt bakımında kullanılıyor.
Bağışıklığı kuvvetlendiren, kanserli hücrelere, diyabete, yüksek tansiyona iyi gelen bu kırmızı şifanın ağacı ile tanıştığımda bunları bilmiyordum. Oğlumun doğum günü yaklaşıyordu. Hediye olarak nar fidesi aldık. Narı severim ama hiç ağacını yetiştirmemiştim. Sekizinci doğum günü oğlum okuldan gelince arka bahçeye götürdük onu ve fideyi gösterdik. Çok sevindi. Hep birlikte küçük bahçemizin bir köşesine diktik fideyi. Can suyunu verdik, sonrasında pek ilgilenmedik. Kendi kendine büyüyordu. İlk birkaç sene meyve vermedi. Hızlı da büyümüyor. Sanırım üç yıl sonra ilk meyvesini yedik. Zirai ilaç kullanmadan, özenmediğimiz ağacımız artık birkaç tane meyve veriyor ve her nar tanesinde o günü yad ediyoruz.
Bahçedeki nar ağacı bana pahalı bir hediyenin veremediğini, bir çocuğun ağacı olduğunda gözlerinde o dinmeyen ışıltıyı da sundu. Kendisiyle yaş alan bir ağaç. Her geçen yıl birlikte büyüyen iki varlığı seyretmenin, meyvelerini toplamanın mutluluğu…
İşte nar gerçekten bu kadar değerli.

imageMissing Alt Text

Neslihan Alan

Asya Mutfağının Renkli Rüyası: Mochi Nedir?

Mochi, Japonların yeni yılda tükettiği pirinçten yapılan geleneksel hamur işine verilen isim.

Pirinç genelde glüten içermeyen bir tahıl olarak bilinse de, Mochi glüten yönünden oldukça zengin bir pirinç türünden yapılıyor. Mochi hazırlamak için önce pirinci un haline getirmek, ya da uzunca bir süre kaynatmak gerekiyor. Sonrasında et suyunda haşlayarak ya da ızgaraya atılarak pişiriliyor. Japonlar Mochinin yanında genelde su yosunu ya da soya sosu ikram ediyor.

Oldukça yapışkan bir gıda olduğu için Mochinin çok da masum bir yiyecek olmadığını belirtmemiz gerek. Çünkü ısırmadan bütün halinde yenmeye çalışıldığında boğaza kaçıp solunum yolunu tıkaması kaçınılmaz. Hatta size daha şaşırtıcı bir bilgi verelim: Japonya’da her yıl Mochi yerken birkaç kişi hayatını kaybediyor. O sebeple oldukça dikkatli tüketilmesi gereken bir yiyecek olduğunu belirtmemiz gerek.

Japonlar tüm riskine rağmen Mochiyi o kadar çok seviyorlar ki, ülkede yeni yılın ilk haftasında kişi başı Mochi tüketimi 1 kilogramlara kadar çıkabiliyor.

Evinizde de pirinçten elde ettiğiniz hamurun içine zevkinize göre meyve parçaları ya da dondurma koyarak hazırlayabilirsiniz. Yine de siz siz olun, Mochiyi küçük parçalara bölerek yemeyi unutmayın. Şimdiden afiyet olsun!

imageMissing Alt Text

Bizim Tarifler

Hikayeli Yemekler: Pavlova

Pavlova tatlısı, içi yumuşacık dışı kıtır kıtır büyükçe bir beze üzerine yerleştirilmiş krema ve meyvelerden oluşur. Yeni Zelanda ve Avustralya’da popüler bir tatlı olan pavlova, nispeten soğuk bir fırında yavaşça pişirilen yumurta beyazlarından yapılmaktadır. Yumurta akı, üst kısmında gevrek bir doku bırakırken iç kısmında oluşturduğu yumuşak dokusu ile bezeye benzer. İçinde un, yağ bulunmayan pavlova; her meyve, her sos ve her şekerleme ile uyum gösterebilen ender tatlılardandır. Yeni Zelanda ve Avustralya’nın milli tatlısı kabul edilen Pavlova, Paskalya gibi önemli günlerde kurulan özel sofralarda başköşeyi alır.  

Pavlova, adını ünlü Rus balerin Anna Matveyevna Pavlova’dan almaktadır. Döneminin en önemli balerinlerinden biri olan Anna Matveyevna Pavlova, 1926 yılında Yeni Zelanda-Avustralya turnesine çıkar. Bu ziyaret Yeni Zelanda’da yılın olayı sayılır. Rivayete göre, hakkında “Dans etmiyor, adeta uçuyor…” denilen Pavlova’nın şerefine kaldığı otelin şefi bir tatlı hazırlamak ister. Balerinin bembeyaz tütüsünden etkilenen şef, bir balerin kadar hafif, narin ve kırılgan bir tatlı yapmaya karar verir. Tütünün ana şeklini, tatlının ‘Fransız Bezesi’ne benzeyen tabanı oluşturur. Üzerindeki krema katmanı ise tütünün üzerini kaplayan ince kumaşı temsil eder. İlk yapılan Pavlova’da süslemede kullanılan kiviler ise Anna’nın giydiği tütünün üzerindeki yeşil gül yapraklarıdır. 

Tatlı o kadar çok beğenilir ki, hem Yeni Zelanda’da hem Avustralya’da özellikle Paskalya gibi önemli zamanlarda kurulan kutlama sofralarında yerini alır. Ayrıca her iki ülkenin de milli tatlısı olarak kabul edilir. Yeni Zelanda ve Avustralya’nın milli tatlısı kabul edilen Pavlova, Paskalya gibi önemli günlerde kurulan özel sofralarda başköşeyi alır.  

imageMissing Alt Text

Hikayeli Yemekler

Gerçekten İhtiyacınız Olan 3 Bıçak!

Bıçak alışverişine çıktığımda rastlamıştım, her yerde 12 parça bıçak seti, hepsine toplamda absürt rakamlar istenmesi ve yemek yapmanın yeni başlayan biri için komplike hal alması ile ilerleyen genel bir gözde büyüme olayı… O yüzden kendi tecrübelerim ve araştırmalarıma göre evde kendi yemeğini yapan ve gerçekten profesyonel bir mutfakta çalışmayan biri için gereken 3 bıçak var. Boşu boşuna binlerce lira bırakmanıza ve kasada stresli anlara gerek yok dostlar!

Şef Bıçağı

Elinizin bir uzantısı olarak görebilirsiniz. Bu bıçak en yakın arkadaşınız olacak. Hemen hemen her sebze ve meyve için yeterince uzun, ucu da ince işler için sivri.

Soyma Bıçağı / Meyve Bıçağı

Kesme tahtasının üstünde tutulacak kadar ufak olması, manevra kabiliyetinin şef bıçağına göre çok üstün olması, ince işçilik ve soyma görevini bu bıçağa veriyor. Muhtemelen en çok kullanılan ikinci bıçak kendisi.

Ekmek Bıçağı

Sert ve kıtır bir ekmeği kesmek için bir gereklilik, ancak domatesleri dikkatli bir şekilde dilimlemek ya da bir ananası soymaya kadar çok daha fazlası için de kullanılabilir.

Gözünüzün korkmasına gerek yok, mutfakta gerçekten ihtiyacınız olacak bıçaklar işte bu kadar!

imageMissing Alt Text

Gastrofizik

Yenilebilir Kozmetik: Evde Ballı Maske Yapımı

Kusursuz ve pırıl pırıl parıldayan nemli ciltlerin sırrı: Bal! Balla yapılan maskeler yüze yumuşacık ve capcanlı bir ifade kazandırır. Üstelik yüzümüzü besler ve ihtiyaç duyduğu vitaminleri sağlar. Evde kolayca birkaç malzemeyle hazırlayabileceğiniz ballı maskeler sayesinde cilt bakımı çok kolay. Peki evde ballı maskeler nasıl hazırlanır? Ballı maske nasıl yapılır?

Ballı Maske Tarifleri

Tarçınlı ballı maske: Antioksidan

2 yemek kaşığı bal ile bir tatlı kaşığı tarçını iyice karıştırın. Yüzünüzü tamamen temizledikten sonra arınmış tertemiz cildinize ballı tarçınlı karışımı sürün ve yaklaşık 20 dakika boyunca yüzünüzde bekletin. 20 dakikadan sonra ılık suyla yavaşça yüzünüzü yıkayın. Cildiniz ihtiyacı olan nemi sağlayacak ve ölü deriden arınacaktır.

Yulaf ezmeli ballı maske: Peeling Etkisi

2 yemek kaşığı bal, 1-2 damla limon suyu ve 1 yemek kaşığı yulaf ezmesini iyice karıştırın. Böylelikle yulaf iyice yumuşayacaktır. Temizlenmiş cildinize karışımı yavaşça yedirerek sürün. 20 dakika kadar beklettikten sonra nazikçe dairesel hareketler yaparak yulaf pütürlerini ovuştura ovuştura masaj yapın ve ılık suyla yüzünüzü temizleyin. Böylelikle cildinizi hem ölü derilerden arındıracak, hem de nefes alması için gözeneklerini havalandırmış olacaksınız.

Ballı bademli yoğurtlu maske: Nemlendirici

1 yemek kaşığı bal, 1 yemek kaşığı yoğurt ve öğüterek toz haline getirdiğiniz 5-6 adet bademi iyice karıştırın ve göz çevrenizi sakınarak temizlenmiş yüzünüze sürün. 15 dakika boyunca yüzünüzde beklettikten sonra ılık suyla yumuşakça temizleyin. Kuru ciltler için birebir bir uygulama olduğunu göreceksiniz.

imageMissing Alt Text

Bizim Tarifler

Hikayeli Yemekler: Helva

Bu haftaki hikayeli lezzetimiz çeşit çeşit olmasıyla ve her çeşidinin lezzetli olmasıyla tanıdığımız “Helva”. Helva, Türkiye’de ve pek çok Orta Doğu ülkesinde yaygın bir tatlıdır. Helvanın birçok farklı ülkede birçok çeşidi vardır. Türk gelenek ve göreneklerine göre doğumlarda, ölümlerde, askere giderken, hac dönüşünde, okula başlayan çocuklar için, yeni bir eve sahip olunca, okul bitince, yağmur dualarında, kuzunun sütten kesilme günü olan yoğurt bayramında, ilk çiğdemin görüldüğü gün olan çiğdem düğününde Osmanlı evlerinde kesinlikle çeşitli helvalardan biri yapılır ve eşe dosta dağıtılırdı.

Helva, Arapça’da genel olarak tüm tatlıları ifade etmek için kullanılan “hulviyyat” sözcüğünden gelir. Yine bu dile özgü helva kelimesi “tatlı” kelimesiyle eş anlamlı kullanılırken, Türk mutfağında tatlılar içerisinde kendine özgü malzeme, hazırlanış tekniği ve sunumuyla ayrı bir kolu ifade eder. Ayrıca Evliya Çelebi Seyehatnamelerine ve Osmanlı mutfağına ilişkin diğer kaynaklara bakıldığında unlu/nişastalı, yağlı, ballı ya da şekerli tatlılar için helva kelimesi kullanılmaktadır.

Osmanlı Saray Mutfağı’nda da helva özel bir yere sahiptir. Helvaların hazırlandığı tatlıcı teşkilatına saray mutfağı içerisinde “Helvacı Ocağı” ismi verilmiştir. Topkapı sarayı mutfağında helvalar Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılan helvahane binasında yapılmıştır. Helvahanede çalışanlara Helvaciyan-i Hassa denir, başarılı olanlar ise Helvacıbası, Caşnigirbaşı veya Hoşafcıbaşı olurdu.

Türk kültüründe helvanın diğer önemli fonksiyonu inanç boyutundan gelmektedir. Eski Türk dini olan Tengricilik’de ata ruhları önemli bir yer tutmaktaydı. Hayat ölümle bitmiyor, devamlılık arz ediyordu. Her iki dünya iç içeydi. Ruhların yardımının alınabilmesi veya onlardan gelebilecek zararlardan sakınabilmek için bir takım uygulamalar yapılıyordu. Koku çıkarmak bunlardan birisi idi. Helva da pişirilirken koku çıkarır. Böylece denilebilir ki helvanın Türk kültüründe yer alması Atlı Medeniyetin bir taam türü olması ve bu medeniyetin inancı olan Tengricilikte de koku itibariyle yer almasındandır.

imageMissing Alt Text

Hikayeli Yemekler

Mutfakla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Hazırsak mutfakla ilgili bütün ezberlerimizi bozuyoruz! Meğer ne çok yanlış bildiğimiz şey varmış bu mutfağa dair… Bu yazıyı okuduktan sonra doğru olduğundan emin olduğunuz pek çok bilginin aslında yanlış olduğu gerçeğiyle yüzleşeceksiniz, hazırlıklı olun. Haydi başlayalım…

Mantarı yıkamamak lazım

Yanlış! Fırçalayıp toprağını temizliyorsunuz, nemli bezle incitmeden hassas hassas siliyorsunuz falan ama, hiçbiri bol suyla yıkamanın yerini tutmaz. Tadı bozulur, kıvamını yitirir falan diye endişelenmenize de hiç gerek yok, zira mantarın % 90’ı zaten sudan ibaret. O yüzden sudan öyle çok etkilenme ihtimali de yok.

Süzülen makarna sudan geçirilir

Makarnayı bol su ile haşlayıp kalan suyu süzmek ve makarnayı akan sudan geçirerek adeta yıkamak, en sık yapılan hataların başında geliyor. Oysa ki makarna pişirirken yetecek kadar suda haşlamak ve makarnanın suyun tamamını çekmesini sağlamak en lezzetli makarnayı hazırlamak için olması gereken. Demleme yöntemi olarak bilinen bu teknik, makarnanın hem lezzetinin, hem de vitamin ve mineral değerlerinin içine hapsolmasını sağlar.

Sıvı yağ makarnanın yapışmasını önler

Tüm tariflerde, makarna ambalajlarındaki pişirme talimatlarında hep aynı mesajı görürüz: makarnaların birbirine yapışmaması için suyuna sıvı yağ eklenmesi gerektiği… Aman diyim bu hataya düşmeyin… Çünkü bu yöntem yağın kaynayan suyun üzerinde birikmesini ve makarnayı süzerken tüm hepsinin bu yağlı katmandan geçerek kayganlaşmasına neden olur. Bu da ekleyeceğimiz sosun makarnaya yapışmasına engel olur. Bunun yerine haşlanırken sık sık karıştırmak gibi bir çözüm bulabiliriz.

Kızartma yağını çok kızdırmak gerekir

Hayır, tam tersi! Sebzeleri kızartmaya oda sıcaklığındaki bir yağla başlayıp, sıcaklığı azar azar artırmak çok daha iyi bir sonuç almamızı sağlayacaktır. Bu kızartma işleminin süresini uzatacak, fakat kullanacağımız yağ oranını azaltacaktır. Üstelik her yere yağ sıçraması riskini de ortadan kaldıracağı için bizleri temizlik zahmetinden de önemli ölçüde kurtaracaktır. Bonus: sebzelerimizin -özellikle patateslerimizin- çok daha az yağ emmesini sağlayacaktır.

Yanan elimizi soğuk suya tutmalıyız

Yanlış! Başımıza en sık gelen bu mutfak kazasıyla baş etmenin yolu kesinlikle bu değil. O acıyı hissedince can havliyle ilk yaptığınız şey musluğu açıp elinizi soğuk suyun altına tutmak olur genelde. Halbuki bu zaten hasar görmüş cildimizi daha da hassaslaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Yapmamız gereken; havluya sarılmış buzu ya da bir buz torbasını yanık yere doğrudan temas etmeyecek şekilde üstünde bekleterek soğumasını sağlamaktır.

imageMissing Alt Text

Bizim Tarifler

Rengiyle ve Lezzetiyle Kalbimizi Çalan Balık: Somon

Merhabalar, ben Gürsel Tırpan. Sizlerle paylaştığım bilgileri derinlemesine araştırıyor ve sizlere doğru bilgiyi verebilmek için çabalıyorum. Değişik tarifler denerken aynı zamanda bilgileneceğiniz ve uzun süren lezzet yolculuğuna hazır olun…

Kış ayının gelmesi ile balık sezonu hareketlendi. Somonlar, Sardalyalar , Hamsiler, Levrekler, Çupralar ve daha nice lezzetli balıkları tezgahlarda görebiliriz. Uzmanlar, haftada en az 2 gün balık tüketmenin insan sağlığı açısından oldukça önemli olduğunu vurguluyor.

Bugün Norveçlilerin vazgeçilmezi olan Pasifik Okyanusu’nun lideri somon ile beraberiz. Somon muhtemelen en lezzetli ete sahip balıklardan biri. Soğuk sularda yetişen bir tür tatlı su balığı olan somon, rengi ve lezzeti ile kalpleri çalıyor.
Aynı zamanda besleyiciliği ile de ön planda olan somon yüksek oranda omega-3 yağ asitleri içeriyor. Somon balığı içerdiği Omega 3 sayesinde kalp sağlığımızı koruyor ve enflamasyon riskini azaltıyor. Göz sağlığı ve daha güçlü bir kemik yapısı, hafıza gibi konularda olumlu etkileri bulunuyor.

Özellikte hamilelikteki somon tüketimi bebeğin beyin ve göz gelişimine olumlu etki sağlayarak erken doğum riskini de azaltmaya yardımcı oluyor.

Bunun yanı sıra düşük kalorisi sayesinde kilo korumaya yardım ediyor. Aynı zamanda ağız, mide, kolon ve pankreas kanserlerini önlüyor, yüksek kan basıncını düşürüyor, kadınların meme kanserine yakalanma riskini bile azaltıyor.

Balık Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Nokta Nedir?

Eğer tezgâhta donmamış bir somon balığı gördüyseniz, tazeliğini anlamak için parmağınızı balığın derisine bastırdığınızda parmak izinin kaybolması gerekir. Parmağınızın izi kolayca kayboluyorsa içiniz rahat bir şekilde satın alabilirsiniz. Bu, balığın suyunu kaybetmediğini gösterir.

Bol yağlı ve kızartılmış hali bizi daha çok cezbediyorsa kızgın yağda kızarmış balığın besin değerinin kaybolduğunu bilmiyoruz demektir.

Doğru pişiriyor muyuz?

Fırında kendi suyuyla, az miktarda yağ ilavesiyle pişirilen somon balığı, besin değerlerini yitirmez. Bu nedenle en sağlıklı şekli fırında pişirme yöntemidir.

Somon Neyle Gider?

Somon; üzerine biraz tuz ve karabiber serperek, çeşitli pişirme yöntemleri ile kolayca pişirilip, tek başına bir öğün olarak tercih edilebileceği gibi, fırında ya da buharda pişirilmiş sebzeler ve yaratıcı tarifler ile servis edilebilir.

imageMissing Alt Text

Gürsel Tırpan

Yeni Nesil Mutfak’tan Merhaba!

Merhaba Herkese,
Biz Yeni nesil Mutfak olarak sizlere sunduğumuz tarifleri araştırıyor, bazen defalarca deniyor, en doğru ve en net şekilde sizlere video, fotoğraf ve yazılı metin olarak sunuyoruz.

Bizim hayatımızdaki aşçılık merakı çocuk yaşta babamızdan gördüğümüzle başladı. İlk başlarda sadece ailemiz ve sevdiklerimiz için yemekler yaptık. Daha sonra lise eğitimimizi Şehit Sabri Altınbaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Aşçılık bölümünde okul birinciliğiyle tamamladık.

Türkiye’nin önde gelen birçok otel ve restoranların mutfaklarında stajyerlikten demi chef’liğe ve chef de partie’liğe kadar birçok kademede görevler yaptık. Üniversite eğitimlerimizi Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümü ve Nevşehir Hacı Bektaş Veli Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde tamamladık.

Daha sonra yeninesilmutfak’ı kurduk ve bildiklerimizi sizlere aktarmaya başladık. Biz hâlâ öğreniyor, öğrendiklerimizi paylaşıyor, daha iyi, daha pratik, daha yeni ve en önemlisi daha özgün tarifler hazırlayabilmek için sürekli araştırma ve denemeler yapmaya devam ediyoruz.

Tadı damağınızda kalacak en güzel lezzetlerde görüşmek üzere…

Sizler için bu harika sufle tarifini paylaşıyoruz…

Afiyet olsun ?

imageMissing Alt Text

Yeni Nesil Mutfak

Yeni Yılın Şans Getiren Yemekleri

Dünya üzerindeki birçok kültürde, yeni yılı karşıladığımız 31 Aralık gecesinde bazı yiyecekler yenirse, yeni yılın çok daha iyi geçeceğine dair bir inanış var. Bu yiyeceklerin yeni yılda sağlık, bolluk, bereket ve şans getirdiğine inanılıyor.

Yeni yıl, yeni umutlar demek. İyisiyle, kötüsüyle bir koca yılı geride bırakıp yepyeni ve bembeyaz bir sayfa açmak demek. Bir de o geceyi sevdiklerimizle birlikte geçiriyorsak, yeni yılı keyifli bir sofrada buluşarak karşılıyorsak bizden iyisi yok. Peki yeni yılın bize şans ve bereket getirmesi için o gece soframızda neler olmalı? İşte yılbaşı gecesinin uğur getiren yemekleri…

Yeşil yapraklı sebzeler

Yeşil yapraklı sebzelerin bir çok kültürde şans ve bereketin simgesi olduğuna inanılıyor. Yılbaşı menünüze ıspanak ve pazıyı eklemek size 2021 yılında beklemediğiniz kadar şans getirebilir. Unutmayın, yeşil paranın rengi…

Mısır Ekmeği

ABD’nin güneyindeki eyaletlerin yılbaşları sofralarından eksik etmedikleri bir yiyecek Mısır Ekmeği. Altın sarısı rengiyle oldukça kıymetli çağrışımlar yaptığı için özellikle yılbaşı gecesi onsuz sofraya oturmuyorlar.

Golifa

Golifa Kıbrıs’ta Adanın güneyinde komşulara adak olarak dağıtılan yiyecek. Kuzey Kıbrıs’ta da yeni yılın bolluk içerisinde geçmesi için yapılıyor. Buğdaydan yapılan bir tür yiyecek olarak düşünebilirsiniz. Aşureye benzer, sadece biraz daha kurusu olarak düşünülebilir. Tıpkı aşure gibi üzüm, susam ve nar taneleri gibi malzemelerle süsleniyor.

Yılbaşı börekleri

Komşularımızın yılbaşı adetleri arasında hamur işleri var. Bulgaristan’da Banitsa isimli ıspanaklı ve peynirli kol böreği hazırlanıyor. Yunanistan’da ise yeni yılı vasilopita isimli börekle karşılıyorlar.

Mandalina

Çin’de yılbaşı gecesi mandalina oldukça tercih edilen bir meyve. Yeni yılda huzur ve refah getireceğine inanılıyor. Üstelik sapı ve yaprağı doğurganlıkla, yeni ve uzun bir yaşamla özdeşleştiriliyor.

Jiaozi

Çin takviminin son gününde aileler toplanıp jiaozi adını verdikleri bu özel mantılardan hazırlıyorlar. Bu mantıların şekilleri Antik Çin’de para birimi olarak kullanılan altın külçeleri andırıyor. Bunlardan yenilirse yeni yılda bolca para kazanılacağına inanılıyor.

Ringa balığı

Polonya ve İskandinav ülkelerinde yılbaşı gecesi mutlaka tüketilen yiyecek ringa balığı salamurası. Bu balıklar bu ülkelerde bolca bulunuyor ve gümüşe benzeyen renklerinden dolayı bolluk ve bereketle özdeşleştiriliyor.

Cotechino con lenticchie

İtalya’nın geleneksel yılbaşı yemeği cotechino con lenticchie isimli bir mercimek yemeği. Her yılbaşında bu yemeği pişirme adetleri ise oldukça eski. kökenleri Roma İmparatorluğu zamanlarına dayanıyor. O yıllarda insanlar yılbaşında sevdiklerine deri bir kesenin içine doldurulmuş bakliyatlar verirlermiş. Yıl boyunca bu bakliyatların altına dönüşmesi umulurmuş.

Nar

Yunanistan’da yılbaşı gecesi saatler 00.00’ı gösterdiğinde ev kapısının önünde nar patlatma adeti var. Eve narın içinden dökülen taneler kadar bereket dolacağına inanılıyor. En uzun gece olan 21 Aralık’ta bizim yaptığımız Nardugan ritüelini onlar yılbaşı gecesi gerçekleştiriyor.

imageMissing Alt Text

Bizim Tarifler

Ortalığı Kasıp Kavuran Lavaş Trendini Kaçırmayın!

Bir parça lavaşla neler yapılabileceğini son birkaç haftadır sosyal medyadan şaşkınlıkla seyrediyoruz. Çeşit çeşit malzemeleri pratikçe bir araya getirip küçük bir parça halinde afiyetle tadını çıkarmamızı sağlayan bu “Lavaş Challenge” mutfaklarımıza bir anda bomba gibi düştü.

‘Challange’ diyoruz çünkü yemekseverler bu konuda yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar ve adeta birbirleriyle rekabet içerisine girdiler.

Siz de pratik lezzetlere karşı koyamayanlardansanız ve trendleri kaçırma korkusu yaşıyorsanız söyleyeceklerimize kulak kabartın. Her yerde karşınıza çıkan ve kat kat lezzet içeren o lavaşlardan hazırlamak hiç de zor değil.

Lavaş Tost Nasıl Yapılır?

Bir parça lavaşı alın ve kesme tahtanızın üzerine yerleştirin.

Sonra onu hayali olarak gözünüzle enlemesine ve boylamasına olmak üzere 4 eşit parçaya bölün.

Böldünüz mü? Tamam. Şimdi elinize bıçağınızı alın ve hayali orta noktasından itibaren aşağıya doğru boylu boyunca kesin.

Kendinize lavaş tostunuz için 4 malzeme belirleyin. İlk malzemenizi kestiğiniz kısmın soluna, hayali olarak 4 parçaya ayırmıştınız ya, işte o sol alt çeyrekliğe yerleştirin. Sonra ikincisini üstündeki çeyreklik parçaya, 3.’yü diğerine, ve 4. malzemeyi de ilk koyduğunuz malzemenin yanındaki kısma, yani kesiğinizin sağına koyun. Sol alt kesik parçanın ucundan tutarak malzeme koyma sırasıyla önce yukarı, sonra sağa, son olarak aşağıya doğru katlaya katlaya gidin.

Şimdi geriye onu tost makinesine yerleştirip bastırmak ve afiyetle tadını çıkarmak kaldı!

İşte size bir tatlı, bir tuzlu öneri: Tatlı için muz, kivi ve tabii ki çikolata sos! Tuzlu bir lavaş tost istiyorsanız da, ızgara tavuk parçaları, yeşillik ve Cheddar peyniri! Denemeyen pişman olur, çok iddialıyız. Hızlıca lavaşınızı edinip bu trendi kaçırmamanız dileğiyle…

imageMissing Alt Text

Bizim Tarifler

Merhabalar Herkese!

Merhabalar ben Burcu, Hepimizin evlere kapandığı süreçte beni çok mutlu eden bir işe girişirken buldum kendimi. Yemek yapmak. Yemek, benim için uzun zamandır sadece beslenme değil. Bence yemek; gıdadaki besinler, tat, aroma, paylaşma, sosyalleşme, ilham, bazen masadaki konuşma, bazen yaparken içinde bulunduğun ruh hali…

Deneyimsel ve beklentisizce çıktığım bu pişir, fotoğrafla, paylaş maceramda yolum “Bizim Tarifler” ile kesişti ve ben de burada bir yazar oldum. Yemek tariflerimi kimi zaman okuduğum bir kitaptan cümleyle kimi zaman güzel bir hikayeyle birleştirerek, adım adım sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorum.

Bizim tariflerle, sıcak sohbetlerin uzun sofralarda yol bulduğu, paylaştıkça çoğalan yemeklerle sevdiklerimizle birlikte kalabalık sofralarda buluşacağımız günleri iple çekiyorum.

‘’Bir şeylere başlamak için hazır olmayı ve koşulları mükemmelleştirmeyi bekleme ‘’ diyor. Amerikalı girişimci Marie Forleo. Mükemmelliği elden bırak başlangıçlara sarıl diyor aslında bizlere. Sizin de iyi gelen şey için korkusuzca adım atmanızı diliyorum. Bu sürekli ertelediğimiz bir eğitim, yeni bir enstrüman çalmak, yeni bir dil öğrenmek, aklınıza ne geliyorsa hepsi olabilir. Başlayın, gerisi yolda halloluyor. ✨

Ben de öyle yaptım, yapıyorum!

İnstagram hesabım olan ‘’Bhappybaker’ ’üzerinden paylaştığım tarifleri ve daha nicesinin olduğunu hatırlatarak hepinize kucak dolusu sevgiler!

Sağlıcakla kalın!

imageMissing Alt Text

Burcu Çinçin