Slow Food

image_rounded Alihan Ceylan
1 Ekim 2021

Slow Food ornament
1 Ekim 2021

Kaçımız yemeğimiz önümüzdeyken aynı anda başka işlerle uğraşıyoruz? Kabul
edelim, günümüzde çoğumuz yemek yerken aynı zamanda diğer işlerini de
halletmeye çalışıyor. Günümüz hayatının belki de en kıymetli şeyi “zaman”, bu
yüzden insanlar gün içerisinde yemek yemek için çok fazla vakit harcamak
istemiyor ve hızlı bir şekilde tüketebileceği yemeklere yönelmeyi tercih ediyor.

Gün içerisinde hiç “En hızlı nereden, ne bulabilirim şimdi? Acelem var!” diyip sonra da aldığınız yemeği 5 dakikada midenize indirdiniz mi?

Eminim çokça kez yapmışsınızdır bunu. Yemek, hayatımızın en temel
ihtiyaçlarından biri olmasına rağmen genelde böyle hızlı, sağlıksız yiyeceklerle
geçiştirilen bir şey haline geldi. Zamandan tasarruf etmek için sağlığımızdan harcıyoruz dersek yalan söylemiş olmayız.

İşte hal böyle olunca Dünya’da “FAST FOOD” akımı hızla yol almaya başladı ve
1986 yılında İtalyan gazeteci Carlo PETRİNİ, İtalyan mutfağının bu kültüre baş
kaldırması, bu kültürü kabullenmemesi gerektiğini düşünerek “SLOW FOOD” hareketini başlattı.

Slow Food, adından da anlaşıldığı üzere hepimizin aşina olduğu Fast Food
konseptinin zıttı aslında; hem kelime anlamı, hem de arkasında yatan felsefe
itibariyle. “Yavaş Yemek” anlamına gelen bu akımın en çok dikkat çekmek
istediğim özelliği merkezinde bölge kavramının olması. Bir başka deyişle,
hareketin temelinde bir bölgenin coğrafyasına ait, lokal ürünler kullanmak ve
dışarıdan, hazır ürün almamak yatıyor. Bu da geleneksel yemek kültürünün
korunmasını getiriyor beraberinde. Yani ortaya çıkan ürün; o bölgeyi etkileyen
doğal faktörler (toprak, su, bitki örtüsü gibi) ile bölgeye tarımsal özelliğini veren
insan faktörünün birleşiminden oluşuyor. Hal böyle olunca her coğrafyanın
kendine özgü özellikleri sayesinde ortaya çok farklı ürünler, değişik pişirme
teknikleri ve birbirinden güzel onlarca lezzet ortaya çıkıyor.

Slow Food hareketi aynı zamanda doğaya saygı göstererek ve onu koruyarak
üretilen ürünleri de temsil eder. Üretilen gıdanın Slow Food olup olmadığını nasıl
anlarız? O gıdanın üreticisi ile tüketicisi arasındaki ilişkiyi yakından incelemek.
Aradaki mesafenin kısa, sürecin açık ve net, ürünün taze ve sağlıklı olması çok
önemli. Bir diğer yol ise, ürünün pazarlamasının da üretimi gibi yerelde yapılıp yapılmadığına bakılması.

Son olarak bu akımın tarihinden bahsetmek istiyorum. İtalya’nın Roma şehrinde açılan McDonalds şubesine karşılık, Carlo PETRİNİ önderliğinde bir grup
bu duruma isyan ederek, yapılan açılışı tabaklar dolusu İtalyan makarnası
fırlatarak protesto ediyor. Aslında bana soracak olursanız tabak tabak makarna
fırlatarak ziyan etmek akımın kuruluş felsefelerinden olan doğayı korumak, ürünü korumak ilkesine pek uymuyor ama dediğim gibi bu benim fikrim.

Hareket İtalya merkezli ancak hep bir yerlere yetişme telaşında olmak, hızlı
hayatlar yaşamak ve hızlı tüketmek gibi olgular fazlasıyla evrensel ve her kültürün
bir parçası olduğu için bu akıma dünyanın çeşitli bölgelerindeki insanlar katılmaya
başlıyor. “İyi, temiz ve adil gıda” sloganıyla, yavaşlığı simgeleyen salyangoz
sembolüyle ve Carlo Petrini tarafından Kuzey İtalya’da kurulan, tamamiyle
gönüllülük esasına dayanan hareketin çalışmaları günümüzde de devam ediyor.