Yemeklerin Başrol Oyuncusu Soğan

image_rounded Nagehan Çiftçioğlu
7 Eylül 2021

Yemeklerin Başrol Oyuncusu Soğan ornament
7 Eylül 2021

Soğanın tarihçesine bakıldığında, Orta Asya’da, günümüz İran ve Pakistan’da ortaya çıktığı ve muhtemelen tarih öncesi insanların henüz çiftçilik icat edilmeden çok önce yabani soğanları yediği soğan ekili en eski mahsuller arasında yer aldığı görülmektedir.

Soğanın, 5.000 yıl kadar erken bir zamanda Çin bahçelerinde yetiştirildiği ve Hindistan’daki en eski Vedik yazılarda bahsedilmektedir. M.Ö. altıncı yüzyılın başlarında, tıbbi bir inceleme olan Charaka Sanhita da soğanın bir ilaç, bir idrar söktürücü, sindirime, kalbe, gözlere ve eklemlere iyi geldiği anlatılmaktadır.

Yaklaşık M.Ö. 2500 tarihli bir Sümer metninde valinin soğan tarlasının sürüldüğü anlatılıyor.

Mısır’da soğan M.Ö. 3500 yılına kadar ekilip, ibadet nesneleri olarak kabul edildiler ve Mısır’lılar için daire içinde daire yapısı nedeniyle sonsuzluğu sembolize ettiler. Piramitlerin ve diğer mezarların iç duvarlarında soğan resimleri görülür. Bazı Mısır bilimciler, mumyalarla soğanların birlikte gömüldüğünü, çünkü onların güçlü kokularının ve / veya sihirli güçlerinin ölüleri tekrar nefes almaya sevk edeceği inancı ile bunu yapmış olduklarını savunmaktadırlar.

Yunanlılar, Olimpiyat oyunları için sporcuları güçlendirmek için soğan kullandılar. Yarışmadan önce sporcular kilo kilo soğan tüketirler, soğan suyu içerler ve vücutlarına soğan sürerlerdi.

Romalılar düzenli olarak soğan yerlerdi. 1. yüzyılda Yunan kökenli bir Romalı doktor olan Pedanius Dioscorides, soğanın çeşitli tıbbi kullanımlarına dikkat çekmiştir.

Pliny the Elder, soğanların zayıf görüşü iyileştirebileceğine, uykuya neden olabileceği ve ağız yaralarını, köpek ısırıklarını, diş ağrılarını, dizanteri ve bel ağrısını iyileştirebileceğine dair Roma inançlarını katalogladı. Pliny, Pompeii’nin soğanları ve lahanaları hakkında yazdı ve ölüme mahkûm şehrin kazıcıları, tıpkı Pliny’nin söylediği gibi soğanların yetiştiği bahçeler buldular. Soğan kafaları yerde boşluklar bırakmıştı.

Orta Çağ’a gelindiğinde, Avrupa mutfağının üç ana sebzeleri fasulye, lahana ve soğandı. Baş ağrılarını, yılan ısırıklarını ve saç dökülmesini hafifletmek için soğan reçete edildi. Ayrıca kira ödemesi ve düğün hediyesi olarak da kullanılıyordu.

Soğan, çiğ veya pişmiş, baharat veya sebze olarak yenilmesinin yanı sıra şuruplarda, boyalarda bir bileşen olarak ve hatta oyuncak olarak kullanılmıştır.

Soğanın tarihine yaptığımız kısa yolculuktan sonra sıra geldi soğanın faydalarına…

Bahar mevsimi ile birlikte etrafta polenler uçuşmaya başladı. Polen gibi bazı alerjenler vücudumuza girdiğinde bağışıklık sistemimiz alerjik reaksiyonları tetikleyen histaminleri serbest bırakıyor.

Soğan, özellikle kırmızı soğan bu reaksiyonu durdurmaya yardımcı olan kuersetin ve flavonoid bakımından zengindir. Vücuttaki histaminleri bloke etme yetisine sahip olan kuersetin belirli bağışıklık hücrelerinden histaminlerin salınmasını, burun akıntısı, öksürük, hapşırık, göz yaşarması, dilde-dudakta şişme ve hazımsızlık, sinüzit, alerjik rinit, geniz akıntısı, gibi semptomların azalmasına yardımcı olur. Bahar döneminde sizin de alerjileriniz benim gibi artıyorsa ve gözleriniz yaşarıyor, hapşırık krizlerine giriyorsanız bu aralar kırmızı soğanı biraz fazlaca tüketmeye özen gösterin. Artık bahar alerjisinden siz değil, bahar alerjisi sizden korksun.

Bahar alerjisini korkutacak Marine Kırmızı Soğan tarifimize mutlaka göz atın. Kendinize iyi bakın!