Missing Alt Text

Burcu Güldağ

Yazılar
Tarifler

Festivalleri Yapılan Enginar

Enginar (Cynara scolymus), papatyagiller familyasından mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitki. Güney Avrupa ve Akdeniz çevresinde yetişir. İklimsel uygunluğu nedeniyle de daha çok Ege, Akdeniz, Marmara’da yetiştirilir ve bilinir.

Evet, enginar aslen mavi-mor renkte çiçekler açan bir bitkidir. Yemek olarak kullanılan kısmı ise çiçekleri açmadan hatta olgunlaşmadan önce oluşan baş kısmıdır.

Orijinal adı cynara scolymus olan enginarın bu ismi bir efsaneden aldığı anlatılır…

Mitolojiye göre Zeus, Cynara isimli bir kadına aşık olmuş ve onu tanrıça olarak ilan etmiş. Birlikte yaşamaları için evine götürmüş. Zeus’un evini beğenmeyen Cynara, kendi evine geri dönmek istemiş. Buna çok öfkelenen Zeus, kadını enginara çevirmiş. Botanikte Cynara olarak bilinen enginara Cynara denmesi de bu sebeptenmiş. Eskiden enginar için “kralların yiyeceği” denirmiş. 

Enginar, insanlığın keşfettiği en eski yiyeceklerden biri!

Yunan filozofu Theophrastus, M.Ö. 371-287 yılları arasında yaşamıştır. Yunan filozof enginarın İtalya’da ve Sicilya’da yetiştirildiğinden bahsetmektedir. Enginarın tarihi milattan önceye dayanmaktadır. 

Efsanelere konu olan lezzetli enginarın faydaların bakalım…

Genellikle bahar aylarında, ülkemizin ılıman bölgelerinde yetişen ve düşük kalorili zengin içeriği sayesinde sağlıklı beslenmeye özen gösteren bireylerin sofralarından eksik etmemesi gereken bir bitkidir. Karaciğer dostu olarak bilinen enginar düşük kalorili, kolesterol düşürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici haliyle sağlıklı beslenmek isteyenlerin yemek listesinde genellikle ilk sıralardadır.  Antioksidan özelliği sayesinde, toksik maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olarak, karaciğerin sağlıklı çalışmasını destekler. Yapısında bulunan potasyum minerali vücuttaki sodyum-potasyum dengesini düzenleyerek tansiyonu düzenler.

Enginardan lezzetli yemek olur. Peki lezzetli bir çay olur mu?

Biz şimdilik yiyerek tüketiyoruz ancak Vietnam’da enginar içilerek tüketiliyor. Ben de geçtiğimiz ay aktardan enginar yaprağı çayı almıştım ve tüketmeye başladım. Enginar yapraklarından yapılan çay Vietnamlıların popüler içeceği haline gelmiş. Dünyada da gitgide yaygınlaşan çay, enginar yaprakları kurutulduktan sonra kaynatılarak yapılıyor.

Enginar ile ilgili ilginç bilgiler henüz bitmedi… 🙂

Kaliforniya’da “Dünya’nın enginar merkezi” olarak bilinen Castroville’de her yıl enginar festivali düzenlenir. Kaliforniya kendini enginar başkenti olarak ilan etti bile!  

Enginarın başkenti olur da kraliçesi olmaz mı?

Olur, festivalde de bir enginar kraliçesi seçilir. Tarihteki ilk enginar kraliçesi ise Norma Jean isimli genç kadın olmuştur. Norma Jean o günlerde henüz ünlü değildir ve adını Marilyn Monroe olarak değiştirmemiştir. Yani tarihteki ilk enginar kraliçesi Marilyn Monroe’dur.

Zeytinyağlısından dolmasına, çorbasından salatasına, yemeğinden böreğine enginar ile yapılacak türlü türlü tarifler bulabilirsiniz. 

Enginardan bahsetmişken enfes tarifler vermezsem olmaz! Zeytinyağlı Garnitürlü Enginar ve Enginarlı Pilav ile klasik enginar tariflerinin dışına çıkarak, sofralarınıza farklılık getirebilirsiniz. 

Afiyet olsun!

Missing Alt Text

Burcu Güldağ

Kokusuyla Büyüleyen Bir Bitki: Reyhan

Reyhan gerek kokusu gerek tadıyla bilinen faydalı bitkilerden biridir. İçerisindeki kalsiyum, omega 3, mineral, vitamin, magnezyum ve demir gibi bileşenler insan sağlığı için çok yararlıdır.

Reyhan bitkisi özellikle İtalyan mutfağında çokça kullanılan bir malzemedir. Hem kokusuyla hem de aromasıyla mutfakta kullanılan bitkilerden biridir. Hem tazesi hem de kurutulmuşu tüketilerek fayda sağlanabilir. Sağlığa faydaları ve lezzeti sebebiyle en çok tercih edilen otlar arasında yer alıyor.

Reyhanın sağlık açısından birçok faydası bulunur:

Bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara karşı direnci arttırır.

Kötü kolesterolü düşürür.

Mide asidini düzenler ve hazımsızlık gibi sorunların giderilmesine yardımcı olur.

Antienflamatuar özelliği sayesinde ödem attırıcı etki gösterir.

Baş ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.

Cilt bakımı için kaynatılıp suyu tonik olarak kullanılabilir.

Peki reyhan nasıl kullanılır? 

Reyhan genel olarak yemeklerde kullanılır. Özellikle salatalarda içine yeşillik olarak eklenebilir. Marul ve roka gibi yeşilliklerle birlikte de kullanılabilen reyhan; domates, salatalık gibi sebzelerin yanına da çok yakışıyor. Rengiyle adeta yemeği şık hale getiriyor. Salataların dışında; çaylarda ve soslarda ister kurusunu ister tazesini rahatlıkla kullanabilirsiniz. Cacık, et yemeklerinde, çorbalarda ve dolmalarda kullanabilirsiniz. Baharat olarak makarna sosunun üzerine döküp karıştırabilirsiniz. Kokusu, tadı ve rengi şahane olduğu için her yemeğe lezzet katacaktır.

Üstelik Ramazan’ı bitirdiğimiz şu sıcak yaz günlerinde harika şerbetler hazırlayabilirsiniz. Şerbet içme geleneğini, Ramazan sonrasına da taşıyarak içmeye devam edebilirsiniz. Hem şerbetinin o güzel rengiyle göze de hitap etmeyi başarıyor. 

Günümüzde asitli veya zararlı içecekler yerine şerbet tüketmek çok daha yararlıdır. Özellikle reyhan şerbeti bu içeceklere alternatif olarak tüketilebilir.

Sağlıklı bir içecek olan reyhan şerbetinin faydaları:

Özellikle yağ yakıcı özelliği olan reyhan şerbeti, öksürüğü ve hazımsızlığı giderir. Mide problemlerini rahatlatır, bağırsakların iyi bir şekilde çalışmasını sağlar.

Ben de sizlere bu faydalı bitkiyle sıcak yaz günlerinde serinletici tarifler olan reyhan şerbeti ve reyhanlı cacık hazırladım. 

Ayrıca “reyhan” bir kadın ismi. Canım anneciğimin ismi. Sevince çok güzel kokuyor reyhan. Siz de çok sevin! 🙂

Afiyet olsun! 

Missing Alt Text

Burcu Güldağ

Mutfağımızın Kış Güneşi: Portakal

Merhabalar, ben Burcu. Ben de Bizim Tarifler ekibine katıldım. Tariflerimi ve yazılarımı Bizim Tarifler ekibi aracılığıyla ulaştıracağım için çok mutluyum. İlk yazıma kış boyu evden eksik etmediğim, yazları da kurutulmuş haliyle yine vazgeçemediğim vitamin deposu meyvelerden en sevdiğim portakal ile başlamak istedim.

Gelin bu mis kokulu, capcanlı turuncu rengiyle tam bir kış güneşi olan portakalın tarihçesine ve faydalarına bakalım…

Portakal, sedef otugiller ailesindeki çeşitli narenciye türlerinin bir meyvesidir. Portakal, pomelo (Citrus maxima) ve mandalina (Citrus reticulata) arasında bir melezdir. Kloroplast genomu ve dolayısıyla maternal soyu, pomelonun genomudur.

Tatlı portakalın tüm genomu dizilenmiştir. Portakalın tarihçesine bakacak olursak ilk olarak Güney Çin, Kuzeydoğu Hindistan ve Myanmar’ı kapsayan bir bölgede ortaya çıkmıştır ve adından ilk kez M.Ö. 314’de Çin literatüründe söz edilmiştir. 1987 yılı itibariyle portakal ağaçları dünyada en çok yetiştirilen meyve ağacı olmuştur.

Portakal ağaçları, tatlı meyveleri için tropikal ve subtropikal iklimlerde yaygın olarak yetiştirilir. Ağacın meyvesi taze yenebilir, suyu veya kokulu kabuğu işlenebilir. İpek yolunun Anadolu’dan geçtiği dönemlerde narenciye, Hindistan civarından gelen ticari bir üründü.

Ümit Burnu’nun keşfedilmesiyle ticaret yolları değişmiş, Asya kıtasının Avrupalı devletler tarafından sömürgeleştirilmesiyle portakal üretiminin tamamı Portekiz civarına yayılmıştır. Türk topraklarına ilk kez Portekiz’den geldiği için Portekiz meyvesi anlamında Portakal (Portugal) meyvesi denmiş, zaman içinde de sadeleşerek portakala dönüşmüştür.

Portakal’ın pomelo ile mandalinanın doğal melezi olduğu sanılmaktadır. Akdeniz Bölgesi ve Doğu Karadeniz Bölgesi (Rize çevresi), ayrıca Kıyı Ege’nin güneyi, Akdeniz çevresinde ve sıcaklık ortalaması 23 ila -3 °C arasında olan yerlerde yetişen ağaçlardır. Portakalın içerisinde B ve C vitaminleri bulunmaktadır.

Kışa elveda dediğimiz bu günlerde, portakalın o sulu sulu, katkısız tadını en taze haliyle afiyetle yemeyi birçoğumuz çok seviyoruz ama portakalı belki de hiç denemediğiniz haliyle denemelisiniz!

Evet, birçoğumuz meşhur anne keklerine o lezzeti ve kokuyu portakalı rendeleyerek verdi ama sadece tatlılarla sınırlamak bu güzel meyvemize haksızlık olur.

Size vereceğim birkaç öneriyle, şimdiye kadar portakalı yemeklerinizde kullanmadıysanız artık kullanmaya başlayabilirsiniz.

En az limon kadar balık çeşitlerine yakışan bir meyve olan portakal, canlı aromasıyla balığınızın lezzetini artıracaktır.

Sebzelere gelecek olursak, özellikle zeytinyağlı yemeklerde portakalın suyuyla pişen; zeytinyağlı pırasa, garnitürlü enginar, yer elması gibi sebzelerde kullanılırken, taze yeşillikli salatalarda da sosuna kullanarak aromayı artırabilirsiniz.

Yaza çok az kalmışken serinletici meşrubatlar hazırlayıp, kahvaltı için de harika reçeller yapabilirsiniz. Bir de o portakal reçellerini kreplerle buluşturduğunuzda harika bir tat yakalamış olacaksınız.

Ben bugünkü tarifime ‘Portakallı Sütlaç’la başlıyorum. Sizler de Portakallı Sütlaç tarifimi deneyebilirsiniz. Afiyet olsun.

Missing Alt Text

Burcu Güldağ