Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Yazılar
Tarifler

Ürdün’de Çifte Kutlama: Dev Falafel Rekoru

Bugün 12 Haziran Uluslararası Falafel Günü!

Tüm dünyada kutlanan bu özel günün şerefine tam da günün anlam ve önemine yakışır bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Falafelin çıkış noktası Orta Doğu coğrafyası olsa da günümüzde dünyanın çeşitli yerlerinde oldukça popülerleşmiş bir yiyecek haline geldiği söylenebilir; ancak elbette tüm dünyanın yakın markaja aldığı bu yiyecek, ne olursa olsun, Orta Doğu’nun adeta göz bebeği! Neden böyle söylediğimi az sonra daha iyi anlayacaksınız.

Belki bilenler vardır, 25 Mayıs Ürdün için önemli bir tarih. Ürdün halkı her yıl bu tarihte ülkelerinin bağımsızlığını kutluyor.

25 Mayıs 2019 Bağımsızlık Günü’nde ise Ürdün Hilton Dead Sea Resort & Spa bu kutlamalara farklı bir boyut kazandırdı! Farklı bir boyut kazandırmak derken, kelimenin tam anlamıyla bunu yaptı… Hilton ekibi, dünyanın en büyük falafelini yapıp yepyeni bir rekora imza atmak üzere kolları sıvadı!

45 dakikalık hummalı bir ekip çalışmasının ardından ortaya çıkan falafel, tamı tamına 101.5 kg ağırlığındaydı! Daha önceki denemelere kıyasla ağırlık açısından rakiplerine fark atmayı başaran bu falafel amacına ulaştı ve dünya rekoru kırarak Guinness Dünya Rekorları’na adını altın harflerle yazdırdı. 2021 yılı itibariyle Ürdün’de kırılan bu rekor hala iddiasını sürdürüyor. Öyle ki üzerinden iki yıl geçmiş olmasına karşın hala bu rekoru geçebilen bir ülke mevcut değil.

Hazırlanan bu dev falafelin ne kadar büyük ve ağır olduğunu gözünüzde canlandırabilmeniz için şöyle bir örnek vereyim: Bu falafel, 16 adet bowling topunun bir araya geldiği takdirde oluşturacağı ağırlıkla eşit ağırlıkta!

Bu haberin üzerine falafel yemek sanırım şart oldu… Hem bana hem de tüm falafel yiyeceklere afiyet olsun.

12 Haziran Uluslararası Falafel Günü kutlu olsun!

Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Beyaz Çikolata, Çikolata Değildir!

Söz konusu çikolata olunca eminim sizde de akan sular duruyordur. Vücudun mutluluk hormonu salgılamasını sağlayan bu büyülü besin, küçükten büyüğe herkes için bir ‘’vazgeçilmez’’ desek sanıyorum yanılmış olmayız. Küçük yaşlardan itibaren hayatımıza girip yerini kolay kolay başkalarına kaptırmayan, tatlı krizlerimizin bir numaralı çözüm ortağı çikolataya dair de bilinmesi gereken önemli noktalar var tabii.

Baştan uyarmakta fayda var: Bu yazı beyaz çikolata severleri üzebilir! 

Bildiğiniz üzere üç çeşit çikolata mevcut: Bitter çikolata, sütlü çikolata ve… beyaz çikolata. Beyaz çikolatayı neden bitter ve sütlü çikolatadan ayırdım biliyor musunuz? Çünkü beyaz çikolata, aslında bir çikolata değil!

Bitter ve sütlü çikolata gibi mutfaklarımıza girmeyi başaran bu besini her ne kadar ‘’çikolata’’ olarak adlandırsak da maalesef hiçbir şey göründüğü gibi değil. Beyaz çikolata; çikolatadan ziyade tamamen şeker ve yağdan oluşan bir anti-sağlık bombası, çikolataya ‘’çikolata’’ adını veren kakaodan ve dolayısıyla kakaonun en faydalı kısmı olarak bilinen flavanoidlerden yoksun bir gıda. Anlayacağınız beyaz çikolata (!) yediğimizde çikolatan ziyade kakao yağının süt tozu, renklendirici, tatlandırıcı, aromatik maddeler ve şekerle işlenmiş halini yiyoruz.

Uzmanlar, kilo probleminiz olsun ya da olmasın, beyaz çikolata tüketimine karşı dikkatli olmak konusunda uyarıyor ve beyaz çikolata yerine tercih edilebilecek en masum çikolata çeşidi olarak bitter çikolatayı işaret ediyor. Bitter çikolata; şeker içermediğinden, bünyesinde bolca kakao bulundurmasına karşın az miktarda kakao yağına sahip olduğundan çikolataların en sağlıklısı olarak tanımlanıyor. Yine uzmanlara göre, dengeli beslendiğimiz ve herhangi bir sağlık sorununa sahip olmadığımız takdirde günde 2 kare bitter çikolata tüketmek zararın aksine vücudumuza yarar bile sağlayabilir!

Sütlü ve beyaz çikolatayı bitter çikolataya kıyasla daha fazla seviyor olabilirsiniz; ancak şunu çok iyi biliyoruz ki sağlık her şeyden önce gelir. Siz siz olun, beyaz çikolatanın ne kadar zararlı olduğunu aklınızın bir köşesinde tutmaya çalışın. Ve kendinizi bitter çikolata tüketmeye ikna edebilmek için gözünüzün gördüğü bir yere uzmanların hazırladığı şu basit ama mesajı çok net sıralamayı yazın:

Bitter Çikolata > Sütlü Çikolata > Beyaz Çikolata

Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Karpuzdan Dekorasyon Olur Mu? Oluyormuş!

Siz hiç salonunuza, odanıza ya da evinizin herhangi bir köşesine dekoratif amaçla karpuz koymayı düşündünüz mü? Ben şahsen hiç düşünmemiştim, hala da düşünebilirmişim gibi hissetmiyorum; ancak görünen o ki herkes benimle aynı fikirde değil!

Karpuz dediğime bakmayın, bu karpuz öyle bildiğimiz karpuzlardan değil elbet. Markette vura vura seçtiğimiz, ‘kelek’ çıktığında üzüldüğümüz, bir yandan tatlı tatlı tadına varıp bir yandan sıkıla sıkıla çekirdeklerini ayıkladığımız meyve karpuzdan bahsetmeyeceğim bugün size.

Bu karpuzlar, tamamen dekoratif amaçlarla üretilen küp şeklinde karpuzlar!

Japonya, Kagawa’da yetiştirilen küp karpuzlar, üretimine 1978’de başlanmış bir çeşit karpuz türü. Bu karpuzların tadı bildiğimiz karpuz tadına kesinlikle benzemiyor, yani kişiler tarafından tüketim amacıyla tercih edilmiyor. Daha önce de belirttiğim gibi, bu karpuzlar tamamen sergileme/dekorasyon amacıyla üretilmiş ve günümüzde de amacına uygun kullanılan karpuzlar. Üstelik fiyatları da oldukça pahalı. Küp karpuzların 100 ila 150 dolar arasında değişen bir fiyat aralığı mevcut.

Sanılanın aksine, bu karpuzlar anavatanları Japonya’da da öyle pek popüler değil. ‘Japonya’da her evde mutlaka bir küp karpuz bulunur.’ gibi bir durum tahmin edebileceğiniz üzere yok. Hatta öyle ki bu karpuzlar Japonya’da üretilmelerine rağmen; şekil, kullanım amacı, fiyat, tat gibi sebeplerden ötürü Japonları bile şaşırtıyormuş!

Yazının başında da belirttiğim gibi, küp karpuzdan dekorasyon fikri beni pek heyecanlandırmadı; ancak ilk duyduğumda çokça şaşırdım tabii. 🙂

Sizlerin kulağına nasıl geliyor böylesi bir fikir? Evinize küp karpuz almayı düşünür müsünüz?

Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Acısıyla Tatlısıyla… Çikolatadan Guernica!

Herkese merhaba!
İlk yazımı yazıyor olmanın heyecanından ötürü, konuya hızlı bir giriş yapmadan önce sizlere bir merhaba demek istedim!
Dilerim her bir yeni yazıda hep birlikte yemeklere, kültürlere, yaşanan son gelişmelere ve en önemlisi mutfağa dair çok keyifli yenilikler keşfederiz!

Bugün sizlere, acısıyla ve daha da ilginci tatlısıyla çok enteresan bir haberden bahsetmek istiyorum.

Kübizm akımının öncü isimlerinden olan ünlü İspanyol ressam Pablo Picasso’nun en bilindik tablosu hiç kuşkusuz Guernica’dır.

Picasso’nun 1937 yılında Alman hava kuvvetleri tarafından bombalanarak büyük yıkıma uğratılmış Guernica kasabası ve halkını odağına aldığı, savaş ve faşizm karşıtlığını net bir tavırla ortaya koymak üzere geometrik şekillerin de yardımıyla resmettiği; siyah, beyaz ve gri renklerin hakim olduğu ikonik tablo, Nisan ayında çok değişik bir yöntemle tekrar canlandırıldı!

Tablonun çıkış noktası olan bu acı olayın 85 yıldönümünde, İspanyol sanatkarları acı ile tatlıyı karıştırmaya ve Guernica’nın anısını bu kontrast yöntemle yaşatmaya karar vererek kolları sıvadı!

Euskal Gozogileak isimli Bask çikolatacıları yerel derneğinin bildirisine göre, İspanya’nın Bask bölgesinde yaklaşık 40 çikolatacı esnaf bir araya gelerek Picasso’nun efsane eserini tamamen çikolata kullanarak baştan yarattı. Yapım esnasında tablonun orjinal haline en yakın sonucu çıkarabilmek adına çeşit çeşit çikolatadan yararlanıldığı belirtildi.

İspanyol medyasında çıkan haberlere göre ise, tablonun çikolatadan yapımını üstlenen çikolatacıların 1000 Pound’dan fazla kakao kullanıldığı biliniyor.

Üstelik çikolatacılar, orijinal görünümü birebir yakalayabilmek için gölgelendirme ve şekillendirme işlemlerinde pistol, pipet gibi materyaller kullanarak bir duvar resmi bile çizmişler!

Bu acı olayı yıllar sonra, üstelik yıldönümünde, böylesi tatlı bir yöntemle insanlığa tekrar sunmak bence kişileri düşünmeye ve hafızayı canlı tutmaya iten harika bir hamle olmuş. Çikolata gibi tatlı mı tatlı bir besinden böylesi bir sanat eseri çıkaran herkesi emekleri için kutluyorum!

Sizce bu yöntem ilgi çekici ve etkileyici bir yöntem mi? Bizim ünlü ressamlarımızın hangi tabloları böyle bir süreç geçirip tekrar canlandırılabilir?

Hep beraber düşünelim!

Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Trend Alarmı: Yulaf Keki!

İster sevin, ister sevmeyin; ister kullanın, ister kullanmayın… TikTok son dönemin adeta parlayan yıldızı. Davranışlarımıza yön vermesi, trend belirleyici özelliği ve çeşitli mecralarda popüler hale gelen akımların çıkış noktası olmasıyla; gerek ülkemizde gerek dünyada büyük yankılar uyandıran bu uygulama, şimdilerde biz mutfakseverlerin karşısına yepyeni bir trendle çıkıyor: Yulaf keki!

Yulaf, sağlıklı ve dengeli beslenmenin adeta olmazsa olmazlarından biri haline geldi. Öyle ki günümüzde beslenmesine dikkat edip de yolu yulaftan geçmemiş sanıyorum kimse yoktur. Kimilerinin tatsız, tuzsuz ve insan beslenmesine uygun olmadığını düşündüğü bu malzeme; sanılanın aksine tüm lezzetli öğünlere rahatlıkla eşlik edebilecek şekilde kullanılabiliyor. 

TikTok’ta son dönemde viral haline gelen yulaflı kekin çeşitli varyasyonları var elbette; ancak tüm bu varyasyonların yulaf kullanımı dışında bir ortak noktası daha var ki o da hiç kuşkusuz sağlıklı olması! 

TikTok’ta viral olan bir besinin farklı mecralara sıçrayıp o mecraları kasıp kavurmaması, mutfaklarımıza girip en az bir kere ocağımızda ya da fırınımızda pişmemesi mümkün mü? Tabii ki hayır!

Bugün sizlere, yulaf kekinin TikTok başta olmak üzere tüm mecralarda ne denli popüler hale geldiğini haber vermenin yanı sıra bir de tarif vermek istiyorum. E bu kadar yulaftan, kekten konuşup tarif vermemek de olmazdı, değil mi?

İşte karşınızda… Fırında Havuçlu Yulaf Keki 

Yulaf kekinin pek çok çeşidi mevcut ve hepsi de oldukça revaçta tarifler; ancak benim favorim sanıyorum muz ve havuç sevgimden ötürü bu tarif oldu. 

Bundan böyle gözünüz kulağınız yulafta ve yulaflı tariflerde olsun derim; zira yulaf keki türevi lezzetler sosyal medyada çokça karşımıza çıkacak gibi duruyor!

Afiyet olsun!

Missing Alt Text

Kitchen Notifications

Dünya Sağlık Örgütü Uyarıyor: Tuz Kullanımına Dikkat!

Bildiğiniz üzere mutfakta tuzun varlığı ayrı, yokluğu ayrı bir dert. Tuz kullanımını olabildiğince az tutmaya çalışsak da yeri geliyor kendimizi önümüzdeki yemeğe tuz ekmekten alıkoyamıyoruz. Mutfakta tuz kullanımını sonlandırmaya çalıştıkça, aslında kendimizi aşırı sıkıp zorladığımızdan, dayanamadığımız noktada bir anda aşırı bir tuz tüketme çılgınlığına sürükleniyor; adeta tuz tüketmediğimiz günlerin, ‘tatsız tuzsuz’ diye betimleyerek yediğimiz yemeklerin acısını çıkarıyoruz. Hal böyleyken onca zaman tuz tüketimini en az seviyede tuttuğumuz günlerin vücudumuza sağladığı tüm katkı da yok oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de bu dengesiz ve pek sağlıksız durumun farkında olacak ki çok yakın bir zamanda, uzun zamandır savunduğu tuz sınırına bir alternatif üretti: DSÖ tarafından, ‘İşlenmiş Gıdalar İçin Önerilen Maksimum Tuz Miktarı’ tablosu yayımlandı.

DSÖ, günde 5 gramdan fazla tuz tüketmememiz konusunda ısrarcı ve tüm uyarılarını bu gramaj hesabı üzerinden yineliyor. Günlük tuz kullanımı sürekli olarak 5 gramı geçtiği, yani aşırıya kaçtığı, takdirde; tansiyona bağlı kardiyovasküler pek çok hastalığa, mide kanserine, obeziteye ve böbrek, kronik karaciğer hastalığına da davetiye çıkıyor. Üstelik tansiyona bağlı bu hastalıklar, dünyada ‘bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümler’in de 1/3’ünü oluşturuyor.

Tuz ile yaşanan ‘ne seninle, ne sensiz’ kıvamındaki ilişkinizi biraz olsun dengeleyebilmek adına; DSÖ’nün uyarılarına uyabilir, tuz kullanımına dair geliştirdiği yönlendirmeleri ve önerileri düzenli olarak takip edebilirsiniz. 

Şimdi isterseniz, son yayımlanan ‘İşlenmiş Gıdalar İçin Önerilen Maksimum Tuz Miktarı’ tablosunda öne çıkan bazı gıda-gramaj eşlemelerine birlikte göz atalım.

Unutmayın! Tabloda bahsi geçen gramajlar, gıdalarda bulunması gereken maksimum tuz miktarını işaret etmektedir:

Dondurulmuş Pizza: 450 mg

Tatlı Bisküvi: 265 mg (100 gramlık bisküvi için önerilen maksimum orandır.)

Ekşi Hamur Ekmeği 330 mg

Mayalı Ekmek: 330 mg

Peynir Çeşitleri: 625 mg (Yurtdışında bolca tüketilen peynir çeşitlerinden Gouda örnek verilerek tabloya işlenmiştir.)

Ketçap: 650 mg 

Jambon: 950 mg (100 gramlık jambon için önerilen maksimum orandır.)

Patlamış mısır: 280 mg

Tane fındık: 280 mg

Bu vesileyle ben de sizlere ‘Aman dikkat!’ demiş olayım. ☺ 

Bilinçlenelim, hatta bilinçlenmekle de kalmayıp çevremizi de bilinçlendirelim ki sevdiklerimizle bir arada sağlıklı, güzel bir ömrümüz olsun…

Sağlık ve mutlulukla kalın!

Missing Alt Text

Kitchen Notifications