bizimtarifler

Değişim Mutfaktan Başlar!

Yayınlanma Tarihi: 18 Kasım 2021
imageDeğişim Mutfaktan Başlar! /> ornament

Hiç denk geldiniz mi bilmiyorum ama, Yeni Nesil Mutfak’ta verdiğim tariflerin sonunda hep bu cümleyi tekrarlıyorum. Neden mi? Gelin anlatayım.

Hatırlıyorsanız geçtiğimiz Aralık ayı, ülkemizin yaşadığı en sıcak kış aylarından biriydi. Özellikle Türkiye’nin batı ve güney bölgelerinde yaşayanlar yeni yılı bahar havasıyla karşıladı. Güzel havalar, pandemi sürecinde bize nefes aldırsa da, aslında küresel ısınmanın endişe verici bir yansıması.

Çoğumuzun aklına ilk gelen neden değil belki ama hayvansal tarım, küresel ısınmanın en büyük iki sebebinden biri. Endüstriyel hayvancılık faaliyetleri, toplam sera gazı salınımının %15’inden sorumlu ve bu oran, tüm ulaşım araçlarının payından bile yüksek! İşte bu nedenle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Et, süt, yumurta gibi hayvansal ürünleri daha az tüketerek, dünyamız için çok önemli bir adım atabiliriz.

Size güzel bir haber vereyim. Beslenme alışkanlıklarımızı değiştirmek, kendi sağlığımıza da çok iyi gelecek. Et ve süt ürünlerini fazla tüketmenin, kalp krizinden diyabete, kanserden obeziteye pek çok sağlık sorununa yakalanma riskini ciddi oranda artırdığı bilimsel çalışmalarla ispatlanmış durumda. Mutfağımızda sebze, meyve ve baklagillere ne kadar yer açarsak, sağlıklı bir yaşam sürme şansımızı da o kadar artırmış oluruz.

Peki et tüketimini azaltmak ya da tamamen bırakmak, sevdiğimiz lezzetlerden vazgeçeceğimiz anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Bunu, hayatta en çok keyif aldığı şeylerin başında yemek yemek gelen biri olarak söylüyorum. Biraz yaratıcılıkla ve doğru malzemelerle, hayvansal ürün kullanmadan, hem çok besleyici hem de nefis yemekler yapmak mümkün.

Gelin, siz de bu hafta bir değişiklik yapın ve köftenizi burada paylaştığım tarif ile kıyma kullanmadan hazırlayın. Gerek tadı, gerekse görünüşüyle alıştığınız köfteleri aratmayacağına eminim. Hatta kim bilir, belki daha bile çok seversiniz.

imageMissing Alt Text

Bora Kılıç

Detay
Yazarın Diğer Yazıları
Tarifler

imageMissing Alt Text
Çilek Bize Neler Yapıyor?

Size Kuzey Amerika ve Şili’deki iki yabani çilek türünden doğan melezimiz, uysal çilekten bahsedeceğim.

imageMissing Alt Text
Bademin Hikayesi

Badem, dünyanın en popüler ağaç kuruyemişleri arasındadır. Bronz, ahşap bir kabukta büyür. Daha yaygın olarak badem ağacı olarak adlandırılan Prunus dulcis’in yenilebilir tohumlarıdır. Bu ağaçlar 9 metrenin üzerinde büyüyebilir ve sıcak, kurak iklimleri tercih eder.

imageMissing Alt Text
Salçaların bozulmaması için

Kullandığınız salçaların bozulmamasını istiyorsanız, üzerini düzleştirerek biraz zeytin yağı ilave ederek uzun süre saklayabilirsiniz.

imageMissing Alt Text
Sen Çok Yaşa Shenn Nung

Anlatılmaz yaşanır. Her derde deva, ruhumuza şifa, içimizi isitan gönlümüzü hoş eden mübarek bir içecek. Benim için bir adaya düşsem yanıma alacağım ilk şey. İlk kez Çin’de ortaya çıkan çayın tarihi M.Ö. 3. yüzyıla dayanır. Rivayete göre M.Ö. 2700’lerde imparator Shenn Nung bir çay ağacının altında oturur. Bu sırada sıcak su dolu kaseye birkaç yaprak çay yaprağı düşer. Yaprakların suya verdiği renk ve tat imparatorun hoşuna gider. İmparator şifa bulmak amacıyla ilaç olarak kullanmaya başlar Çay başlangıçta tedavi amaçlı kullanılır. Çay ticaretinin gelişmesiyle ticari bir ürün haline gelir. M.S. 8. yüzyıl Çin’de kültür incelemelerine gelen Japon rahipler, burada çayla tanışır. Bu mucize bitkiyi ülkelerine götürürler. Japon halkı tarafından sevilir, hatta protokol toplantılarında bile seremonisi yapılır Japonya’dan Hindistan a, İran’a yayılan çayın Avrupa’nin tamamına gelmesi 12. yüzyılı bulur. Hollanda, Fransa, İspanya ve İngiltere çayla tanışan ilk Avrupa ülkeleridir. Rusya, Çin’den gelen ticaret kervanlarıyla çayla tanışır. 18. yüzyıla gelindiğinde çok sayıda millet çayla tanışmış olur. Hayatımızın her anında bizim yanımızda olan çayla 1947 yılında Rize’nin Fener mahallesinde kurulan fabrikalayla tanıştık. Fakat bu serüven esasında II. Abdülhamit döneminde başlar. Çayın zirai bir ürün olduğu düşünülür. 1894 yılında orman madenler ve tarım bakanlığı dönemin sadrazamına bir belge sunar. Belgede çayın ticari değerinin yanı sıra şifa kaynağı olduğu belirtilerek tarımının yapılması amacıyla uygundur onayı istenir. Onayın kısa sürede çıkmasıyla Japonya’dan tohum tedarik edilir. Çayın ekimi ile ilgili ilk girişimler Bursa’da gerçekleşir, ancak ekolojik koşullar elverişsiz olduğundan girişim başarısızlıkla sonuçlanır. 1917 yılında Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi müdür vekili Ali Riza Erten ve beraberindeki heyet çay yetiştiriciliğini incelemek üzere Batum’a gider. Doğu Karadeniz de Rize ve çevresinin toprak ve iklim koşulları itibariyle Batuma benzerlik gösterdiğini anlatan bir rapor hazırlar ve dönemin ekonomi bakanlığına sunar. Rapor 1. Dünya Savaşı nedeniyle askıya alınsa da 1924 yılında Rize ve çevresindeki sosyolojik ekonomik sorunların tartışıldığı bir toplantıda tekrar gündeme alınır. 1924 tarihli çay, mandalina ve portakalın yetiştirilmesine ilişkin 407 sayılı kanun çıkartılır. Dönemin ziraat umum müdürü Zihni Derin tarafından başlatılan ilk çalışmalar Gürcistan a getirilen ilk tohumlarla mümkün olur.ilk üretim denemesi Borçka’da başlar. Rizeli üreticiler tarafından deneme üretimleri başarılı sonuç verir. 1937 yilinda Batum’dan 20 ton çay tohumu ithal edilir. İlk mahsul 1938 yılında alınır. Çocukluk anıları: Bir Rizeli olarak çocukken sırtımda, sepetle elimde ,makasla çay kesmişligim vardır benim de. Tabii benimkisi sadece bir deneyimdi .Ama heyecanlı bir deneyim çünkü çocukken de bilirdik dünyanın en zehirli yılanları ayağımızın dibinden her an geçebileceğini…

imageMissing Alt Text
Türk Mutfağı’nın Gelenekselleri

Oldukça geniş bir mutfak kültürüne sahip olan Türk Mutfağı arasından seçim yapmak çok zor. Hangi lezzeti yazsam bir diğerinin hatrı kalır. Hamur ve et yemeklerinin çoğunluğu arasında zeytinyağlılar atlanamaz.

Tümünü Gör