Ağzımızın Tadı

image_rounded Sevgi Kahraman
22 Ekim 2021

Ağzımızın Tadı ornament
22 Ekim 2021

“Ağzımızın tadı yerinde olsun yeter.” cümleleriyle büyüdüm ben. Şükretmenin, paylaşmanın, veren elin, alan elden daha değerli olduğunu duyarak değil bizzat görerek geçti çocukluğum.

Şimdiki gibi değil elbette hiçbir şey. Sokaklardayız. Acıkırsak bir komşunun, susamışsak diğer komşunun kapısını çaldığımız, mutlu sokaklar. Apartmanlardan ziyade müstakil bahçeli evlerin olduğu, herkesin herkesi tanıdığı, sevdiği küçük mahalleler.

Ramazan ayı yaklaşınca bir anım hatırıma geldi. Ben de oruç tutacağım diye tutturduğum bir gün. Hava sıcak, koşturmaktan nasıl susamışım belli değil. Suyu görmemle, ağzıma boca etmem bir oldu. Annem sokağın başında görününce oruç aklıma geldi. Nasıl feryat figan ediyorum. Annem o zaman anlatıyor; “Tekne orucuydu seninkisi üzülme, ağlama” diyor. “Unutarak içtiysen, orucun bozulmaz” deyince nasıl mutlu olduğumu bugün bile anımsıyorum. Çünkü büyüdüğümü hissediyorum, oruç tutabildiğimi görünce. Tabi madem ben oruçluyum, o sofrada benim sevdiklerim olacak.

Sevdiklerim pişmedi o gün. Fakat daha güzel şeyler oldu. Masalar, sandalyeler ile doldu sokak. Her evden çiçek desenli örtüler geldi. Tabaklar, çatallar, kaşıklar. Sonra bizim Hanım teyze boşnak böreği, Nigar abla biber dolması derken, bizimkilerin açma çorbası, salata, etli patates bugün anımsadıklarım. Hep birlikte yediğimiz o yemeğin tadını hiç unutamam. Yemeklerden ziyade o birliktelik idi güzel olan, ağzımızın tadıydı.

İnsan 40’lı yaşlara merdiven dayayınca eskiye dair her şeyi daha çok özlüyor. Birlikte yemeklerini yediğim, kapılarını çalıp su istediğim o güzel insanların çoğu hayatta yok artık. Onları seven kalbim, dua eden dilim kaldı geriye…